| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bilgi ve Paylaşma Adına,Çocuklarda,Gelişim,Bilgi Bankası,Yüksek Yetenek Kişisel ve Manevi Gelişim,

Bireysel Gelişim ve Kişisel Başarı Kitapları Kişisel Gelişim Şiirleri, Hızlı Okuma Öğrenmeyi bilmek Öğren,Yüksek Yetenek Kişisel ve Manevi Gelişim,süper yetneklilik,çok başalı olmak,

3 "çocuk eğitiminde anne ve babalara öneriler" etiketi kullanan gönderi "çocuk eğitiminde anne ve babalara öneriler" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

POZİTİF VE NEGATİF ENERJİ HAYATIMIZDA NASIL ÇALIŞIR

 
 
 
Negatif ve pozitif enerjinin dengelenmesi

Namaste. Bu haftaki yazımda negatif ve pozitif enerjinin ne anlama geldiğine değinmek istiyorum. Negatif ve pozitif duygu ve düşünceler neler? Negatif ne demek? Pozitif ne demek? Negatif duygular tahmin ettiğiniz gibi nefret, öfke, korku, kıskançlık, üzüntü gibi çoğunlukla istemediğimiz, beğenmediğimiz hatta hissetmekten çoğu zaman kaçtığımız duygular değil.

Neşe ve hatta sevgi bile negatif olabilir. Çünkü negatif duygu ve düşünceler hareketsiz yani bloke olmuş olanlardır. İngilizce''de duyguların ''emotion'' ve ''feeling'' olarak iki ayrı kelime ile ifade ediliyor olmasının sebebi de bu. Emotion, pozitif yani anlık yaşadığımız, üzerinde fazla vakit sarf etmeden akıp giden, hareketli yani pozitif duygular.

Bu hareketli duygular, yani ''emotion''larımız bizi canlı, pırıl pırıl yapan, genç tutan enerjiler. Üç yaşında bir çocuğun gözlerindeki ışıltı, saçlarının ve teninin canlılığı, bitmeyen enerjisi pozitif enerjiler sayesinde oluşuyor. Oysa 70''li yaşlardaki insanların genelinin enerjisi oldukça düşüktür, gözleri donuk bakar, cildi cansız, bedeni güçsüzdür.

Yaşımız ilerledikçe enerjimizin düşmesine, ışıltımızı, canlılığımızı kaybetmemize sebep olan şey bedenimize ve tüm enerjetik bedenlerimizde yer alan negatif, yani bloke olmuş hareketsiz enerjilerdir. Peki bu enerjiler nasıl oluşur? Neden bedenimizde bu enerjilerden bu kadar çok var? Her tür duygu ve düşünce hareketli olmadığı, anlık şekilde akmadığı zaman, yani durdurmaya çalıştığımızda ''negatif''e dönüşüyor.

Herhangi bir duyguyu örnek alalım. Örneğin korku. Korkunun kendisi bu duyguyu yaşıyor olduğumuz anda pozitif bir enerji. Ancak bizler korkudan korkuyoruz. Bu nedenle bu duyguyu yaşamaktan kaçıyor ve korktuğumuzu hissettiğimiz her an onu durdurmaya çalışıyoruz. Durdurduğumuz ve yaşamamız gereken zamanda yaşamadığımız tüm duygular ise negatife dönüşüyor. Sevmediğimiz ve bu şekilde bastırdığımız en favori duygularımız nefret, korku, kıskançlık, öfke...

Oysa bizler, sevgi dahil olmak üzere neşe, sevinç, mutluluk gibi duygularımızı bile bastırabiliyoruz. Öfkeler, korkular en sevmediğimiz, en beğenmediğimiz duygularımız arasında oldukları için negatif duygu dendiğinde aklımıza ilk gelen duygular bunlar oluyor tabii ki. Ve bastırdığımız duygular bir süre sonra öyle bir hal alıyor ki birbirimizi öldürebilecek yoğunlukta nefret dolu hislere sahip olabiliyoruz. Negatif düşünceler ise zihnimizden atamadığımız, durmadan düşündüğümüz düşünce alışkanlıklarımız.

Hareketsiz ve sıkışmış enerjilerden kurtulmanın tek yolu ise enerji çalışmaları yapmak.. Nefes terapisi, aktif meditasyonlar ve kundalini yoga bunun en iyi yolu.. Bu çalışmaları denemek isterseniz Etiler''de benim de özel seans verdiğim OWO kişisel gelişim ve meditasyon merkezine gelebilirsiniz. Burada bedendeki negatif enerjileri entegre ederek hareketlenmesini ve pozitife dönüşmesini sağlayan birçok çalışma yapılmakta.

7 GÜN BUNLARI YAPIN, ZEKANIZ PARLASIN!

 
 
 
7 günde Einstein gibi olmanın yolları

Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya�daki Edinburgh Üniversitesi�nin Biyomedikal Bölümü�nden Prof. Mark Lythgoes�in 1 hafta süren programı BBC�de yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQ�larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

İşte bir haftalık program

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.

Duyusal Motor Dönem


Bu dönemde bebek, farkındalığın hiç olmadığı bir dönemden yakın çevresindeki duyusal motor eylemleri gerçekleştirebilme yetisine sahip, nispeten uygun bir düzene geçer. Bu, pratik bir düzendir ve çevresel fenomenlerin sembolik kullanılışlarından çok, onlara basit algısal ve motor uyumları gerektirir. Duyusal-motor dönemin sonlarına doğru sembolizasyona doğru aşamalı bir geçiş görülür. Doğumdan birinci aya kadar reflekslerin yeterliliğine ihtiyaç vardır. Bu dönemde dahi, piaget’nin dile getirdiği bebeğin pasif değil aktif bir varlık olarak kendisinin dönüşlü eylemi başlatmasıdır.
Duyusal motor dönemin ikinci aşaması birinci aydan dördüncü aya kadar olan bölümdür. Bu dönemde birincil sirküler tepkiler ortaya çıkar. Bunlar bebeğin bedeni bunlar odağı bedeni olan ve düşünce olmadan, gerçekleşen uyum yerleşene kadar tekrar edilen sirküler eylemlerdir. Bu eylemler amaçsızdır. Birincil sirküler eylemlere sürekli başparmağı emme yada battaniyeyi parmaklarının arasına alıp oynama gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin üçüncü dönemi dört ve sekizinci ayları kapsar ve daimi bir istemliliğin artışıyla kendisini gösterir. Önemli nokta ikincil sirküler tepkilerin gelişmesidir. Bu dönemdeki tepkiler öncelikle vücudu odak almaktan çok çevreyi tanımaya ve nesneleri kullanmasını gerektirir. Bu nedenle ikincil tepkiler olarak adlandırılırlar. Bu dönemdeki eylemlerde sirküler olarak tanımlanırlar çünkü; birbiri ardına tekrar edilen eylemlerdir. Örnek olarak karyolasının üzerinde asılı oyuncağı hareket ettirmek için devamlı kollarını sallayan bir bebek gösterilebilir.
Duyusal motor dönemin dördüncü aşaması sekizinci ve on ikinci ayları kapsar. İkincil tepkilerin eşgüdümünü gerektirir. Araçlar ve sonuçlar net bir şekilde ayırt edilir. İlk kez amaca yönelik hareket eder ve basit sorunları çözmeye başlar. Daha önceleri eylemin ayrık olan şemaları (belli bir sorunu çözmek için kullanılan genel yanıt ), bu aşamada ben ve ben olmayan ayrılmaya başlar. Nesne devamlılığı kazanılır. Bebek görüş alanından çıkmış bir nesneyi izlerse, nesnenin kendi eylemlerinden ayrı bile olsa hala nesnel bir varlığının olduğunu fark etmeye başlar.

Nesne devamlılığı dördüncü aşamada tamamen çözümlenemez. Bu dönemde nesnenin hareketleri bir parça karmaşık olursa zorluk çeker. Duyusal motor dönemin beşinci aşaması olan on iki-on sekizinci aylar arasında bebek şu gerçeğin farkına varır. Bir nesne uzamsal olarak yer değiştirse de hala devamlılığını koruyabilir. Böylelikle nesnenin değişmezliği daha iyi saptanmaktadır. Artık süreklilik bebeğin nesneyi tek belirli bir yerde bulmadaki eski başarısından ayrı şeydir. Beşinci aşamanın bir diğer yönü üçüncü sirküler tepkilerin gelişimidir. Bu tepkiler yeni nesneleri ve olayları tanımada yani bir başka deyişle yeniliği merak etme, üçüncü sirküler tepkinin karakteristiğidir.aktif deneme yanılma yoluyla bebek hedefe ulaşmanın yeni yollarını bulur. Oysa bu davranışlar dördüncü aşamada daha bir basmakalıptır. Bebek, yeni değişimle, bu değişimin nesneyi ya da onu edinme yeteneğinin nasıl etkileyeceğiyle ilgilenir.
Altıncı aşama iki yaşa kadar olan aşamadır. Bu dönem açık eylemden örtülü soyut betimlemeye geçişle tanımlanır. Çocuk yakın çevresinde bulunmayan nesneleri betimlemek için soyut sembollerden yararlanabilmektedir. Amaçlı faaliyet için mevcut deneyimin sınırlandırılması azaltılır.
Çocuk birkaç sembolik şekil aracılığıyla o an mevcut olmayan modeli betimleyebilme yetisine sahiptir. Bu dönemde soyut betimleme ve icadın ortaya çıkmasıyla çocuk belirli bir davranışı gerçekten eyleme dönüştürmeden önce eylem ya da durumları simgelerle ifade edebilmektedir. Duyusal motor dönemin bu son aşamasında nesne devamlılığı kavramı daha açık bir biçimde yerleşmektedir. Artık çocuk uzamsal olarak yeri değiştirilmiş nesneyi en son saklandığı yerde değil, en son gözden kaybolduğu yerde arayacaktır.
Gelecek ve kişisel gelişim,Kisisel Gelisim Dunyasi,Kendini Gelistir Bireysel ,Bilgi Bankası,bilişsel gelişim, çocuğun çevresindeki bilgileri ,Gelecek ve kişisel gelişim,Kisisel Gelisim Dunyasi,Kendini Gelistir Bireysel ,Gelisim kisisel,Kişisel Gelişim İmaj ve Kariyer , Kişisel Gelişim Dünyası ,Beyin Gücü,Kariyer Rehberi,Yabancı Dil Bilgisi,Ataleti Yenmek,Kişisel İmaj,Geliştirilen Kitaplar,Başarılı Öğrenci Güçlü Hafıza,Motive Olmak,İnsan İlişkileri,Özgüven Geliştirme,Motivasyon Mesajı,Kişisel Gelişim ingilizce öğrenen insanların yaşadığı en büyük sorunlardan birisi de hiç farkedilmese de Türkçe dilbilgisi eksikliğidir. Ana dilini iyi tanımayan, kelime, cümle yapılarını bilmeyen bir kişinin yabancı bir dili öğrenebilmesi kıyas yapamıyacağı için zordur, Sitemizde ders anlatımlarında nesne, fiil, eylem,gereklidir