| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bilgi ve Paylaşma Adına,Çocuklarda,Gelişim,Bilgi Bankası,Yüksek Yetenek Kişisel ve Manevi Gelişim,

Bireysel Gelişim ve Kişisel Başarı Kitapları Kişisel Gelişim Şiirleri, Hızlı Okuma Öğrenmeyi bilmek Öğren,Yüksek Yetenek Kişisel ve Manevi Gelişim,süper yetneklilik,çok başalı olmak,

3 "gelişim öğrenme ve öğretme" etiketi kullanan gönderi "gelişim öğrenme ve öğretme" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

MATEMATİK KORKUSUNDAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ

 
 
 
MATEMATİK fobik misiniz?
Kim korkar matematikten?Neden matematik öğreniyoruz? Konuştuğunuz herkesin matematikle ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır. Bazı insanlar matematiği sever, kimileri ise pek hoşlanmaz.
Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir. Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir. Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir. Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir?
Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir. Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gündelik faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır.
Matematik sınavında heyecanlanıyorum
Ders zamanı ayaklarım geri geri gidiyor
Tahtaya kalkmak benim için bir kâbus
Konular daha zorlaşacak mı?
Matematik kaygısı!
�Matematik dersine gireceğim zaman ayaklarım geri geri gidiyor. Derste tahtaya kalkmak benim için bir kabus. Derste soru sormaya çekiniyorum. Şimdi bazı işlemleri anlayabiliyorum ama ileride konuların daha zorlaşacağından endişeleniyorum. En fazla matematik sınavına gireceğim zaman heyecanlanıyorum. Sınava nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum. Derste konuları anlıyorum; ama eve geldiğimde, sanki hiç sınıfta bulunmamışım gibiyim. Matematik dersinden kalmaktan korkuyorum.�
Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz. Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır. Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller.
Matematik korkusundan nasıl kurtulabilirsiniz?
Öncelikle matematiksel geçmişinizi tespit edin
İşlem kabiliyetiniz yetersiz ise matematiğin temel konularını çalışmakla işe başlayabilirsiniz. İşlem kabiliyeti, matematiğin ABC�si gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden okuma-yazma öğrenemezseniz; işlem yapmayı bilmeden matematiğin diğer konularını öğrenmeniz mümkün değildir.
Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz. İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır.
İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız. Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir. Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin.
Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır. Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin. Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın. Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi. Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın. Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin. Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün. Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın.
İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız. Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün. Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin.
Konuları küçük parçalara ayırın ve basit
örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin
Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır. Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın. Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin.
Olumsuz iç konuşmalara son verin
�Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, başaramayacağım� gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuşmalarınıza kulak vermeyin. Olumsuz iç konuşmaların insana hiçbir faydası yoktur. Bu konuşmalardan kurtulmak için şu yöntemi kullanabilirsiniz:
Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün.
Şimdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin. Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin.
Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)
Matematik dersine nasıl çalışılır?
1 İhtiyaç duyduğunuzda öğretmeninizden ya da bilen bir kişiden yardım isteyin. Yapamadığınız soruların yanına bir işaret koyun. Ev ödevlerinde yapamadığınız soruları atlamayın. En kısa zamanda bu soruların çözümlerini bilen birinden öğrenin.
2 Sadece öğretmeni izleyerek konuyu anlayamayacağınızı unutmayın. Mümkün olduğunca çok örnek çözün.
3 Kuralları, formülleri, işlem basamaklarını küçük kartlara yazın. Bu kartlardan birini rastgele çekerek kural veya formül hakkında neler bildiğinizi kontrol edin. Bunu arkadaşlarınızla ya da aile fertlerinizle bir oyun haline getirebilirsiniz
4 Bir arkadaşınızla birlikte çalışın. Araştırmalar, grupla çalışan kişilerin yalnız çalışanlara göre daha iyi performans gösterdiklerini ispatlamıştır. Zaman zaman birbirinizin işlemlerini kontrol edin.
5 Konunun başlığını muhakkak yazın. Eve geldiğiniz zaman ödev yapmaya başlamadan önce defterinizdeki başlığı renkli bir kalemle çizin. Bu sizin ne yaptığınızı görmenize yardımcı olacaktır.
6 İşlem yaparken her basamağın yanına ne yaptığınızı kendi kelimelerinizle tekrar not edin.
Niye matematik en korkunç ders?
Matematik, endüstrileşmiş toplumun hemen hemen her ürününde var. Hiçbir gökdelen, hiçbir cep telefonu veya antibiyotik matematik olmadan geliştirilemezdi. Gündelik yaşamda ne kadar çok matematik bilgisi varsa bunları kullanmak için o kadar az matematik bilgisi gerekiyor.
Avrupa genelinde yüz binlerce öğrenci OECD adına uluslararası bir uzman ekibi tarafından hazırlanan �Programme for International Student Assessment�ın soru formlarını doldurdu. Araştırma daha çok öğrencilerin matematik kabiliyetini ölçmeye dayanıyordu. Türkiye 40 ülke arasında matematikte 33. sırada, okumada 33. sıra ve tabiat bilimlerinde 35. sırada kaldı.
Matematik soruları, ezbere dayanmayan problemlerden oluşuyordu. Öğrencilerden formüllerle uğraşmak yerine matematiğin dünyada oynadığı rolünü kavrayarak, mantıklı bir şekilde uygulamaları istendi.
Gündelik yaşamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eğitimciler tarafından dilimize aşağı yukarı �matematik okuryazarlığı� olarak çevrilebilecek, �Matematical Literacy� olarak adlandırılmakta. Başarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar.
Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?
Öğrencilerin birçoğu �evet� diyor. Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir. Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür. Diğer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte.
Listenin sonlarında yer alan Türkiye�de öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı. OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30�un altındadır. Türkiye�yi diğer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduğu ülke olmasıdır. Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme bağlanıyordu. Tokyo�daki Suginami İlköğretim Okulu�nda yapılan bir ziyaret ilk başta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi. Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle başlıyor.
Bir öğrenci, örneğin 36 x 8 eşittir 288 dediğinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri �doğru� diye yanıt veriyorlar.
Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor. Hesap alıştırmaları bittikten sonra Arita�nın �ilginç matematik� dediği başlıyor.
Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor. Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar. Ve birdenbire Japonya�daki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor. Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiğe özendirmekte.
Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten başka hiçbir işe yaramaz. �Burada kişisel çaba gerekli.� diyor Arita... Japon okullarındaki diğer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması.
Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve �ilginç matematik�le biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar. Oysa ülkemizde diğer derslerde olduğu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır. �Müzik eğitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan başka bir şey vermez.� diyor Enzensberger.
Matematik korkutan bir ders olmamalı. Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün. Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

ÇOCUKLARDA GELİŞİM BRONŞİT

Bronşit ciğerlerin bronşlarını, bronşiolit ise; bronşiyolleri tutuyor. Bronşiolit, akciğerlerin küçük hava yollarında tıkanıklığa neden olabilen iltihabi bir durum. Genellikle bir aydan büyük ve iki yaştan küçük çocuklarda, en sık olarak da altı aylık bebeklerde rastlanır. Akut bronşit ise, akciğerdeki büyük hava yollarının iltihabi durumudur. Biraz daha büyük çocuklarda gribal bir üst solunum yolu enfeksiyonunu izleyerek gelişir. Bronşiolitlerde ailede geçirilmiş gribal bir enfeksiyon hikayesi (yüzde 90) olabilir. Hafif üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri (hapşırma, burun akıntısı, öksürük), 38 derece civarında ateş, iştah kaybı, solunum zorluğu belirtileri (aralıklı sesli öksürük, nefes almada zorluk, hassasiyet), beslenme güçlüğü görülebilir. Akut bronşit ise çoğu kez, nezleden üç-dört gün sonra kuru, kısa süreli, balgamsız ve giderek artan, bazen de nöbetler şeklinde olabilen öksürükle başlar. Göğüs ağrısı ve 38 dereceyi aşmayan bir ateş olabilir. Bronşiolit, kış ve ilkbaharın ilk aylarında, bazen salgınlar şeklinde görülebilir. Hastaların yüzde 90'ının ailesinde gribal bir enfeksiyon hikâyesi mevcuttur. Hastaların yüzde 50'sinde etken RSV yani Respiratuar Sinsityal Virüs'tür. Bunun yanı sıra; soğuk, nem, ani ısı değişiklikleri ve özellikle sisli, kirli hava, ev tozları, çiçek tozları ve çeşitli polenler hazırlayıcı etkenler arasındadır. İki aylıktan küçük çocuklar; morarma, solunum durması bulguları, solunum sayısının dakikada 60'ın üzerinde olması, kanda oksijen değerlerinin düşmesi, karbondioksit değerlerinin yükselmesi durumunda hastaneye yatırılır. Amaç; oksijen alımını sağlamak için nemli oksijen tedavisi, balgamı yumuşatıp öksürük ile atılımı kolaylaştırmak için nebulazatör ile bronş genişletici ilaçlar, balgam söktürücü ilaçlar ve sıvı kaybı oluşmuşsa sıvı tedavisidir. Normalde antibiyotik tedavisi gerekmez. Ancak akciğer filminde iltihabi alanlar mevcutsa ve ateş yükselmiş, kanda iltihabı hücreler artmışsa, antibiyotikler kullanılabilir. Ağır vakalarda bronşlardaki ödemi azaltıcı etkisinden dolayı steroidler kullanılabilir

Halk arasında kan kanseri denilir. Kandaki alyuvarların aşırı derecede çoğalması sonucu meydana gelir. Kan yapıcı dokuları etkileyen ve kandaki akyuvarların aşırı derecede artmasına neden olan kötü huylu hastalık.

Akut lösemilerin ilk belirtileri kansızlık, ateş, kanama ve lenf düğümlerinde şişmedir. Hastaların çoğunda tam iyileşme sağlanarak, kandaki kötü huylu, hücrelerin tümü yok edilebilir; vakaların yarıdan çoğunda hastalık beş yıl boyunca yeniden ortaya çıkmaz. Buna karşın öbür lösemi türlerinde tedavi genellikle olumlu sonuç vermez. Kronik lenfositik lösemi öncelikle yaşlılarda görülür ve kimi zaman yıllarca belirti vermez.

Son yıllarda uygulanan kemik iliği nakilleri başarılı sonuçlar vermekte ve hastalar iyileşmektedirler.
1. S: Lösemi nedir?
C: Lösemi halk arasında kan kanseri diye bilinen hastalıktır. Bu hastalıkta çoğunlukla kemik iliğinden
kaynaklanan ve bir tek hücrenin kanserleşmesi, daha sonra bu hücrenin bölünerek çoğalıp, önce kemik iliğini,
daha sonra tüm organları istila etmesi durumu söz konusudur. Eğer tedavi edilmezse olay kısa sürede hastanın
kaybı ile sonuçlanır.

2. S: Çocuklukta Lösemi görülür mü?
C: Çocuklarda en sık görülen kanser türü Lösemidir. Beyaz ırkta çocukluk çağında Löseminin sıklığı 100.000 canlı doğumda yaklaşık 5 kadardır.

3. S: Lösemi çocuklarda en sık hangi yaşlarda ortaya çıkar?
C: Lösemi en sık 2 – 5 yaşları arasında görülür. Bu dönem çocuklarda Lenf dokusunun en aktif olduğu dönemdir.

4. S: Çocuklarda Lösemiye neden olan faktörler nelerdir?
C: Herşeyden önce tüm kanserler gibi Löseminin de genetik bir hastalık olduğunu, yani vücudumuzdaki kanser önleyici veya kanser yapıcı genlerdeki bazı bozukluklar sonucu ortaya çıktığını bilmek gerekir. Bu bozulmayı kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar arasında iyonizan radyasyon, bazı virüsler, bazı kimyasal maddeler ve bazı genetik hastalıklar sayılabilir.

5. S: Löseminin belirtileri nelerdir? Bir ebeveyn hangi durumlarda Lösemiden şüphelenmelidir?
C: Löseminin klinik belirtileri birçok hastalık ile karışır. Halsizlik, iştahsızlık, solukluk, düşmeyen ateş, deride morluklar veya küçük kırmızı kanama odakları, burun ve diş etlerinden kanama, karında şişlik, lenf bezlerinde büyüme, kol ve bacak ağrıları bunlar arasında sayılabilir. Bunlardan birinin veya birkaçının olması durumunda bir çocuk kan ve kanser hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

6. S: Lösemi ölümcül bir hastalık mıdır? Bu hastalıkta sağ kalma oranı nedir?
C: Lösemi çocukluk çağında görülen kanserler arasında tedavi şansı en yüksek olanlardan biridir. Günümüzün modern tedavi protokolleri ile akut Löseminin genel anlamda tedavi şansı %70 – 75 dir. Bazı Lösemi tiplerinde bu oran %90 ın üzerine çıkmaktadır.

7. S: Lösemi tedavisi için yurtdışına gitmek gerekir mi, yoksa tedavi olanakları ülkemizde de mevcut mudur?
C: Ülkemizde Löseminin her türlü tedavisi en modern şartlarda ve yurt dışından çok daha ucuza yapılabilmektedir. Bunun için yurt dışına gitmek gereksizdir.

8. S: Lösemi oluşmasında yiyeceklerin bir rolü var mıdır?
C: Lösemi ile yiyecekler ve yiyecekler içindeki koruyucu maddeler arasında bugüne kadar herhangi bir ilişki gösterilememiştir.

9. S: Lösemi oluşmasında ebeveynin ihmali söz konusu mudur?
C: Hamilelik sırasında sigara içmek veya uyuşturucu kullanmak ile veya hamileliğin ilk 3 ayında röntgen çektirmek ile Lösemi oluşumu arasında ilgiye işaret eden bilgiler vardır. Bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.

10. S: Lösemi tedavisi her hastanede yapılabilir mi?
C: Hayır, Lösemi tam donanımlı ve Çocuk Kan ve Kanser Hastalıkları bölümü bulunan bir hastanede tedavi edilmelidir. Bu hastalığın tedavisi ancak bu konudaki uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.

Kanda, kan yapıcı dokularda ve diğer organlarda anormal kan hücrelerinin kontrolsuz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Tıp dilinde lösemi veya lökoz olarak geçer.

Sebebi tam olarak bilinmemekle beraber çeşitli kimyevi ajanların, radyasyonun, virüs adı verilen mikropların hastalığın meydana gelişinde rol oynadığı ve bazı genetik hastalıkların da, hastalığa yatkınlık teşkil ettiği düşünülmektedir.

İlerleyici bir seyir gösteren hastalığın belirtileri, anormal (habis) hücrelerin, kan yapıcı organlarda normal hücrelerin yapımını engellemesi sonucunda ortaya çıkar. Normal alyuvarların yapımındaki azalma ile kansızlık (anemi); normal akyuvarların yapımındaki azalma neticesinde mikrobik hastalıklar ve ateş; kan pıhtılaşmasında rol alan kan pulcuklarının (trombositler) yapımındaki azalma ile çeşitli kanamalar (burun kanaması, cilt altı kanaması gibi) meydana gelir. Ayrıca, hastalığın diğer bazı bulguları da habis hücrelerin bazı organları işgal etmesine ve çeşitli kimyevi maddeler salgılamasına bağlanır. Bütün bu hızlı hücre yapım ve yıkımı kilo kaybı ve terlemeye de yol açar. Hastalarda dalak ve bezelerin de genellikle büyümüş olduğu tesbit edilir.

Kan kanserinin hücre tipine göre (myeloit, lenfoit gibi) ve hastalığın süresine göre (müzmin ve had) çeşitleri vardır. Bazı tipler daha hızlı ve kötü bir gidiş gösterir. Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.

Hastalığın tedavisinde, son yıllarda oldukça önemli adımlar atılmışsa da sebepler bilinemediği için sebebe yönelik tedavi yapılamamaktadır. Günümüzde tatbik edilen tedavilerin temel amacı, habis hücreleri ortadan kaldırmaktır. Tedavi şemaları hastalığın tiplerine ve safhalarına göre değişiklik gösterir. Radyasyon (şua) tedavisi; çeşitli kanser ilaçlarının tatbiki; bağışıklama (veya bağışıklık sistemini güçlendirme) tedavisi (immünoterapi), kemik iliği nakli başlıca tedavi şekilleridir. Kemik iliği nakli, kriz (atak) atlatıldığı zamanda kişinin kendi hücrelerinin (ototransplantasyon) veya uygun bir vericinin hücrelerinin (allotransplantasyon) verilmesi ile olabilmektedir. Bu tedavi şekillerine ek olarak birçok yeni metod deneme safhasında olup, müsbet neticeler vermektedir. Hastaların kaybedilmelerinin en önemli sebepleri, aşırı zayıflık, mikrobik hastalıklar, kanama ve işgale bağlı organ yetmezlikleridir.

Tatbik edilen tedavilerle hastalık krizi (atağı) atlatılabilmektedir. Ancak bazan kısa bazan da yıllarca süren aralardan sonra hastalık yeniden ortaya çıkabilmektedir.

Kan kanseri içinde en iyi tip, müzmin lenfositer tiptir. Bu tip genellikle 50 yaşından sonra görülür, 20-25 sene devam edebilir. Bunun tipik soya çekimle (irsiyet) alakası vardır. Akut lösemiler ise genellikle 3-12 ay içinde ölümle sonlanmaktadır.

TAM OLARAK BİLİNMEYEN BİR NEDENLE AKYUVARLARIN ANİ VE DENETLENEMEZ BİÇİMDE ÜREMESİYLE ORTAYA ÇIKAN BİR GRUP HASTALIK GENEL OLARAK KAN KANSERİ (LÖSEMİ) OLARAK ADLANDIRILIR.

Lösemi terimi beyaz kan, yani akyuvarlar açısından zengin kan anlamına gelir. Kanda akyuvar sayısının artmasıyla seyreden lösemiler, kan kanserlerinin yalnızca bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle günümüzde kan dolaşımında olgunlaşmamış ve tipik olmayan akyuvarların sayıca çok ya da az olmasına göre “lösemik kan kanseri” ve “alösemik kan kanseri” ayırımı yapılmaktadır.

Kan kanserleri çeşitli akyuvar hücrelerinin üretildiği dokuları etkileyen bir tümör hastalığıdır. Dolaşımdaki kanı etkilediği gibi, sonuçları çevre kanında belirgin biçimde görülmeyebilir. Hastalıktan etkilenen hücreler (granülositler, lenfositler, retikülohistiyositler ve plazma hücreleri) denetimden çıkarak bağımsız hareket etmeye başlar ve kan hücrelerinin üretildiği organlara, ayrıca başka organ ve dokulara yerleşip yapısal yıkıma neden olurlar.

NEDENLERİ
Bütün tümörler gibi kan kanserlerinin de nedenleri açıklığa kavuşmamıştır. Ama araştırmalar, kan kanserine neden olan ya da hazırlayan etkenler hakkında önemli veriler sağlamıştır. Bunlara “lökomojen faktörler”, yani kan kanserini hazırlayıcı etkenler adı verilir. Bazı etkenlerin (örneğin iyonlaştırıcı ışının [radyasyon]) hastalığa neden olduğu kesinlikle bilinmekle birlikte, bazıları henüz kanıtlanmamıştır.

- IRK, YAŞ VE CİNSİYETE BAĞLI ETKENLER
Yirmi dört ülkede yapılan bir araştırmaya göre kan kanserinden ölüm oranı 100.000 de 6 dır. Ama hastalığın görülme sıklığı toplumlara göre değişir; beyazlarda, Afrika ve Uzakdoğu kökenlilere göre iki kat daha sık rastlanır. Kronik lenfositer lösemi Japonlar’da ve Çinlilerde hiç görülmezken, Yahudiler’de son derece yaygındır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte ırk, kalıtım ve çevre etkenlerininrolü tartışılmaktadır.

Hastalığın görülme sıklığı ile yaş arasındaki bağıntı çok değişkendir; Yaşamın ilk on yılında artan görülme sıklığı, 3-5 yaşlarında en yüksek orandadır. Hastalık 50 yaş sonrası yeniden sıklaşır ve 70-75 yaşlarında sıklığı ikinci kez doruğa ulaşır.

Yaş ile hastalığın değişik tipleri arasında da bir bağıntı vardır. Çocuklarda akkut lenfositer lösemiye sık rastlanırken, akut miyeloit tip ender görülür. Çocukluk döneminde hastalığın kronik biçimleri hemen hemen hiç görülmez. Orta yaşlarda akut ve kronik tipler yaklaşık olarak eşit orandadır, yaşlılarda ise kronik lenfositer lösemi ve akut miyeloit lösemi oranı belirgin biçimde artar. Ama bütün lösemi türleri içinde, kötü gidişli akut tipler, ötekilerden daha sık görülmektedir.

Ayrıca hastalık, kadınlara göre erkeklerde daha yaygındır.
Kan kanserinde kalıtsal etkenlerin önemi konusunda tartışmalı görüşler vardır.

- İYONLAŞTIRICI IŞINIM
İyonlaştırıcı ışınımın hazırlayıcı etkisi, insan ve hayvanlar üzerinde deneylerle kanıtlanmıştır. İnsanlarda ışınıma bağlı olarak gelişen kan kanseri olguları uzun süreden beri bilinir. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından sonra sağ kalan insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, ışınımın kan kanseri sıklığını önemli ölçüde artırdığı, ayrıca ışınım miktarı ile kan kanseri arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu açıkça kanıtlanmıştır. Kan kanserinin radyoloji uzmanı hekimlerde başka insanlara oranladaha sık görüldüğü de bilinen bir gerçektir.

- KAN KANSERİNİ HAZIRLAYAN BAŞKA DIŞ ETKENLER
Uzun süre benzol etkisinde çalışan kişilerdeki akut miyeloit lösemi sıklığı, benzolün hastalık nedeni olduğu yolunda en küçük bir kuşku bırakmamaktadır. Başka maddelerle ilaçların böyle bir rol oynayıp oynamadığı konusunda ise kesin bir bilgi yoktur.

Akut ve kronik olmak üzere iki tip kan kanseri vardır. Bu biçimlerde etkilenen hücrenin tipine göre miyeloit ve lenfositer olarak kendi içinde ikiye ayrılır. Hücre tipine göre yapılan bu sınıflandırmada, özellikle hastalığın akut biçimlerinde daha ender olarak öteki hücre tipleri de etkilenebilir. Böylece akut eozinofiler kan kanseri, bazofiler kan kanseri ve kloroma tabloları ortaya çıkar. Burada akut ve kronik terimlerinin hastalığın klinik tablosu ile değil, kan özellikleri ile ilgili olduğunu vurgulamak gerekir.

AKUT KAN KANSERLERİ
Akut kan kanserlerinde başlangıç belirtileri çok çeşitli olduğundan, hastalık tablosunu tanımlamak oldukça güçtür. Yine de hastalığın bulgu ve belirtilerinin çoğu, kandaki değişikliklerden ve akut kan kanserinin yayılıcı özelliğinden kaynaklanır.
Olguların yarısından çoğunda ilk belirti kanama eğilimindeki artıştır. Sık görülem ilk belirtiler arasında deri ve mukozalardaki purpuralar (morumsu kırmızı küçük kanama odakları) ile dişeti ve burun kanamaları sayılabilir. Kanama herhangi bir organda da görülebilir. Örneğin gözün ağ tabakası, dişler, beyin, beyin-omurilik zarı (meninks), böbrek ve idrar kesesi, sindirim organları ve akciğer zarında da kanamalara rastlanabilir.
Ağır bir seyir izleyen ateş, başlangıçta olguların üçte birinde görülürken, akut kan kanserlerinde her olguda gözlenir.
Tipik bir belirti de ağız ve yutakta kanamalı ve doku ölümüne bağlı (nekrotik) değişimlerdir. Dil ve dudaklar kuruyup çatlar; dişetlerinde şişme, kanama ve yer yer doku ölümü (nekroz) görülür, iç yanak mukozası ve damakta topluiğne başı büyüklüğünde kanama odakları ile içi kan dolu keseciklere rastlanır, büyüyen bademcikler kanamalı, morumsu, gri beyaz bir zarla kaplıdır. Hastalığın ileri evrelerinde her olguda görülen kansızlık, başlangıçta belli olmayabilir, ama ilerleyici niteliği ile zamanla halsizlik, baş dönmesi, kalp atışlarında hızlanma ve yorgunlukla gelen nefes darlığı yaratır.

Hastalığın başlangıcında ya da daha çok gidişi sırasında kanserli hücreler tüm dokulara yayılarak değişik ölçülerde yıkıma yol açabilirler. En çok şu sonuçlar görülür: Özellikle çocuklarda yer yer östeoliz (bölgesel kemik erimesi), osteoporoz (kemik dokusunun yoğunluğunun azalması) ya da iskelet sisteminde periost (kemik dış zarı) tepkimesi, etkilenen bölgeye göre değişik yerel felçlerle ortaya çıkan sinir sistemi belirtileri, akut ya da daha çok belirtisiz başlayan beyin-omurilik zarı tahrişine bağlı lösemi menenjiti. Akut kan kanserinin klinik belirtileri arasında son olarak dalak, lenf düğümü ve karaciğer büyümesi dikkati çeker. Dalak büyümesi genellikle ön planda değildir. Hatta olguların %40 ında hiç görülmez. Aynı biçimde karaciğer büyümesi de belirgin değildir ve olguların önemli bir bölümünde görülmeyebilir. Öte yandan lenf düğümü büyümesi çocukluk çağı akut lenfositer lösemilerinde baş, boyun yanları ve göğüs bölgelerinde çok yaygındır.

Bunlardan da anlaşılacağı gibi akut kan kanserlerinin çok çeşitli klinik belirtileri vardır. Bu belirtilerin en azından hastalığın başlangıcında tek tek ya da birkaçının bir arada görülebileceği dikkate alınırsa, akut kan kanserinin kolayca başka hastalıklarla (enfeksiyon, romatizma hastalıkları vs.) karıştırılabileceği ve yanlış tanı koyma olasılığının yüksek olduğu anlaşılır. Akut kan kanserleri çok hafif ve değişken belirtilerle ortaya çıksa da, kan tahlili yapılmasını gerektiren bir ya da daha çok belirti mutlaka bulunur. Böylece tanıya yaklaşılır ya da en azından kan kanseri kuşkusu sağlam bir temel üzerine oturtulur.

İNCELEMELER
KAN VE KEMİK İLİĞİ İNCELEMESİ

Kan kanseri tanısı ve hücre tipini belirlemek açısından kaçınılmaz olarak en önemli inceleme kan ve kemik iliği incelemesidir. Günümüzde kan kanseri sınıflandırmasında çevre kanın incelenmesi yeterli görülmemektedir. Çevre kanı normale yakın olabilir ya da belirsiz değişiklikler gösterebilir. O yüzden kemik iliği ve lenf düğümü incelemeleri de gerektirebilir. Böylece kan kanserinin hücre tipi ve hücrelerin olgunluk dereceleri belirlenebilir.
Hücre biçimine göre çeşitli akut kan kanseri tipleri ayırt edilebilir. Bu sınıflandırma klinik açıdan olanaksız görünürse de, çeşitli tiplerin hücre biçimine göre aynı tedaviye farklı yanıtlar vermesiyle doğrulanmaktadır.

Akut kan kanserlerinde en önemli bulgu kan ve kemik iliğindeki olağandışı hücrelerdir. Buna karşın akyuvarlar ya da kemik iliği hücrelerinde her zaman sayısal değişiklik görülmeyebilir.
Kanserli hücrelerde çoğunlukla auer cisimcikleri denen oluşumlar bulunur. Bu cisimciklerin görülmesi akut kan kanseri tanısını kesinleştirdiği gibi, kanserin miyeloit tipte olduğunu da belirtir.

GİDİŞİ
Kan kanserlerinde hastalığın gidişi ve sonlanması akut ve kronik biçimleri ile miyeloit ve lenfositer tipler arasında büyük değişiklik gösterir. Ama kan bulguları hastanın yaşı, hastalığın evresi ve uygulanan tedavigibi çeşitli etkenlere göre, aynı hücre tipindeki kan kanserlerinde de gidiş ve buna bağlı olarak sonlanma çeşitlilik gösterebilir. Kana ilişkin ve kan dışı etkenlerin iyi bilinmesinin yanında dikkatli bir değerlendirme, oldukça sık yapılan iki hatayı önleyebilir.

Bunlardan ilki ve belki da en sık görüleni hastalığın kan kanseri olması nedeni ile daha başından sonucun kötü olacağını kabul etmek, ikincisi ise tam tersine hiçbir iyileşme şansı bulunmayan olgularda aşırı beklentilerle hastaları ileri uzmanlık merkezlerinde uzun ve bıktırıcı araştırmalarla oyalamaktır. Ağır gidişli ve kötü sonlanan akut kan kanserlerinde, hastalığın gelişiminin önceden belirlenmesine ve gerçekçi bir değerlendirmeye yardımcı olacak bazı temel verileri incelemek gerekir.
Herşeyden önce akut lenfositer lösemi ve akut miyeloit lösemi arasında hastalığın gidişi açısından temelde büyük bir fark olduğu bilinmelidir. Akut lenfositer lösemilerde tam iyileşme yüzdesi, miyeloit lösemilere göre belirgin ölçüde yüksektir. Aynı biçimde iyileşme dönemi ve beklenen yaşam süresi de akut lenfositer lösemilerde daha uzundur.

Özellikle çocuklardaki ALL de ilaç tedavisi neredeyse %100 tam iyileşme sağlamaktadır. Geniş çaplı bir araştırmada tanıdan 5 yıl sonra bile yaşayan hastalar bildirilmiştir. Bunların % 60 ında hiçbir hastalık belirtisi görülmemiştir.

TEDAVİ
Duyarlı ve güç bir konu olan kan kanseri tedavisi, kullanıma sunulan ilaçların çoğalması ve uygulama alanındaki çeşitlilik nedeni ile daha da karmaşıklaşmıştır. Ama kronik biçimler dışında kaderci bir tutumla hastalığın kabullenildiği geçmiş dönemlere göre durum çok farklıdır. Hastalığın ilerleyişi uzun süre denetim altında tutulabilmekte ve büyük bir oranda kesin olarak yenilebilmektedir.

- FİZİKSEL TEDAVİ
1903 den beri uygulanan ve uzun süre tek tedavi yöntemi olan iyonlaştırıcı ışınım değişik biçimleri ile kan kanseri tedavisindeki en önemli fiziksel yöntemdir.

- İLAÇ TEDAVİSİ (KEMOTERAPİ)

İlaç tedavisi günümüzde kan kanseri tedavilerinin temelini oluşturur. Değişik biçimlerde etki gösteren bir çok ilaç birlikte kullanılmaktadır. Birden çok ilacın birarada kullanılması ile daha çok sayıda kanserli hücreyi yok etme eğilimi, günümüzde en yaygın tedavi anlayışıdır.

- HORMON TEDAVİSİ
Kortikosteroid grubu ilaçların kan kanseri tedavisinde önemli bir yeri vardır. Hormon kökenli bu ilaçların olumlu etkileri iki biçimde görülür. Kan kanseri hücrelerine özel biçimde etki ederek kan yapımını uyarıcı, kılcal damarlar düzeyinde de kanamayı ve zehirlenmeyi önleyici etki gösterirler.

KRONİK KAN KANSERLERİ
Değişik hücre tipli akut kan kanserlerinin tersine kronik kan kanserinde lenfositer ve miyeloid biçimler çok değişik klinik belirtilere yol açar. Miyeloid biçimde aşırı dalak büyümesi belirgindir. Lenfositer biçimde ise bütün vücuttaki derin ve yüzeysel lenf düğümlerinde aynı anda belirgin bir şişme gözlenir.

KRONİK MİYELOİD LÖSEMİ (KML)
Kronik miyeloid lösemi bir erişkin hastalığıdır en çok 30-60 yaş arasında görülür. 25 yaş altında çok enderdir ve çocuklarda kesinlikle ayrıksı bir durumdur. Ayrıca kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanan tek kan kanseri biçimidir.
Bütün kan kanserleri arasında en belirtisiz başlayan türdür. Sıradan kan tahlili ya da chek-up sırasında rastlantıyla saptanan olgularda hastalığın klinik belirtilerinin, kan tablosu değişikliklerinden 2-3 yıl sonra ortaya çıktığı belirlenmiştir.
Hastalığın en temel bulgusu belirgin ve kimi zaman aşırı boyutlara ulaşabilen dalak büyümesidir. Dalak büyümesi görülmeyen olgularda KML tanısı çok kuşkuludur.
En erken ve sık ortaya çıkan belirtiler, karın ve sindirim sistemiyle ilgili olarak dalak büyümesinin yol açtığı yakınmalardır. (sindirim güçlüğü, karında gerginlik ve dolgunluk duygusu, kimi zaman karnın sol yanında ağırlık duygusu ve ağrı). Sistemik (genel) ya da karın ve sindirim sistemine ilişkin belirtiler daha geç ortaya çıkar. Bunlarla birlikte görülen öteki belirtiler kansızlıktan kaynaklanan yakınmalar (halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi vb). Ya da metabolizmanın hızlanmasına bağlı bulgulardır. (Örneğin kilo yitimiyle birlikte genel durumun bozulması). KML de kanda üre artışı da sık görülür. Bunun sonucunda böbreklerde oluşan ürik asit taşları, ağrı nöbetlerine yol açar.

Kan tablosu
KML de kan ve kemik iliğindeki en belirgin özellik genel dolaşımda granülosit dizisinden olgunlaşmamış hücrelerin görülmesidir. Bu hücrelerde belirgin biçimde olağandışılık bulunur. Kemik iliğinde ise ilik hücreleri belirgin ölçüde artmıştır. Akyuvar sayısında da önemli bir artış vardır. Ama bu çeşitli olgularda hatta aynı olguda büyük farklılık (15.000-500.000 mm3 arasında) gösterir. Akyuvar sayısının normal ya da normalin altında olmasıoldukça enderdir; akyuvar sayısındaki artış hastalığın neredeyse değişmez bir bulgusudur. Sayıları mutlak olarak artan akyuvarlar, miyelosit ve metamiyelositlerin çoğunlukta olduğu nötrofil granüloblastlar ve granülositlerden oluşur. KML de görülen bu akyuvarlar normal biçimlerini bir ölçüde yitirmiş, anormal yapıda hücrelerdir. Kemik iliğinde biçimsel anormallik gösteren granüloblastlar arasında genellikle miyelositler ağırlıktadır. Ama genel dolaşım kanın olduğu gibi kemik iliğinde de bu hücrelerin bütün oluşum evrelerinin görülmesi nedeni ile, akut kan kanserlerinin önemli bir özelliği olan “lösemihiatusu”na rastlanmaz. Granüloblast artışı bütün hastalık dönemi boyunca değişmeyen bir bulgudur. Öte yandan hastalığın başlangıcına ait tipik bir bulgu olan megakaryosit artışı, hastalık boyunca azalma göstererek ileri evrelerde normalin altına iner. Eritroblast serisindeki bozukluk ise hastalığın başlangıcında görülmeyip, ileri evrelerde ciddi boyutlara varır.
Kemik iliğindeki bu değişikliklerle birlikte dolaşım kanında da trombosit sayısında giderek azalma ve ağır kansızlık gelişir.
Hastalık tedavi edilmediğinde kronik bir gidiş gösterir: Tüm gelişim evrelerinde akyuvar sayısında artış ile ortaya çıkan alevlenme dönemlerini, kendiliğinden iyileşme dönemleri izler. Ortalama yaşam süresi üç yıldır. Ama %25 oranında 5-10 yıl yaşayan olgular da bildirilmiştir. Dalakta ilerleyici bir büyüme vardır. Kansızlık giderek ağırlaşı ve genel durum zafiyete varacak ölçüde bozulur. İleri aşamalarda kanama ve enfeksiyonlar da gelişebilir.
Olguların çoğunda son evrede “akut blastik kriz” adı verilen tablo gelişir. Çoğunlukla ani biçimde, bazen de yavaş yavaş ortaya çıkan ve önlenemeyen bu durum, akut kan kanserlerinin klinik ve kan belirtilerini andırır.

Günümüzde tedavi yöntemleri ile hastaların çoğunda normal yaşam koşulları, çalışma etkinliği ve klinik kan tablosunda iyileşme sağlanabilmektedir.
Akut kan kanserlerinde olduğu gibi KML de de gidişin önceden kestirilebilmesi için bazı özelliklerin bilinmesi gerekir. Tanı aşamasında alyuvar sayısında normal ya da en azından 3.000.000 mm3 ten yüksek, trombosit sayısı normal ve akyuvar sayısı belirgin ölçüde artmış (50.000/mm3’ten yüksek) hastalar genellikle daha uzun yaşar. Buna karşın kansızlığın hızlı gelişmesi, olgunlaşmamış hücre ve bazofil sayısının artması, dalak büyümesinin giderek ilerlemesi, lenf düğülerinin büyüyüp yüzeysel lenf bezlerinin şişmesi, ışın ve ilaç tedavisine direnç gelişmesi, kötü gidişe işaret eden bulgulardır.
KML tedavisi dalağın ışınlanması ve/ya da ilaç tedavisinden oluşur. Ayakta uygulanabilmesi ve daha ekonomik olması nedeni ile ilaç tedavisi günümüzde daha yaygındır. Kan kanserinin yarattığı sorunlardan biri de masrafların yüksekliğidir.

KRONİK LENFOSİTER LÖSEMİ (KLL)
Kronik lenfositer lösemi, öteki bütün kan kanseri tiplerinden çok farklı klinik belirtiler gösterir. Hastalık çok yavaş gidişlidir ve uzun süre hiçbir belirtisi görülmez. Hastalar genellikle başka nedenlerle yitirilir. Bu hastalığı öteki kan kanserlerinden ayıran özellik, kanserli lenfositlerin normal lenfositlerden ayırt edilememesidir. Görülme sıklığı yaşla birlikte artan KLL çocuklarda hiç görülmez ya da ayrıksı bir durumdur. 40 yaşın altında ise çok enderdir.

Klinik tablo

KLL nin başlıca klinik belirtileri, lenf düğümlerinde büyüme, dalak büyümesi, genel durumun ve kan tablosunun giderek bozulması ve enfeksiyon biçiminde komplikasyonlardır.
Derin ve/ya da yüzeysel lenf düğümleri genellikle iki yanlı olarak ve bir mandalinanın boyutunu aşmayacak ölçüde büyümüştür; hararetli ve ağrısızdır. Fistülleşme göstermez. Dalak büyümesi KML deki kadar belirgin olmasa da hemen hemen her zaman görülür.
Uzun süre iyi olan kan tablosu, hastalığın ileri evrelerinde giderek bozulur. Kanda antikor ve nötrofillerin azalması sonucunda özellikle solunum ve idrar yolları enfeksiyonları gelişir. Sık gelişen bu komplikasyonlar, hastaların ölümüne yol açan başlıca nedenlerdendir

Kan tablosu
KLL de kan ve kemik iliğinin başlıca özellikleri, kanda lenfosit ağırlıklı bir akyuvar artışı ve kemik iliğinde az çok belirgin lenfositler artışıdır.
Genellikle 100.000/mm3 i aşmayan bir akyuvar artışı ön plandadır. Ama akyuvar sayısının normal ya da normalin altında olduğu olgular da bilinmektedir.
Yine de lenfosit sayısının artarak dolaşımdaki akyuvarların %90-99 unu oluşturması tipik bir bulgudur. Bu duruma akyuvar sayısı normal ve sağlıklı görünen kişilerde rastlanması son derece anlamlıdır. Lenfositlerin büyük çoğunluğu olgunlaşmamıştır ve biçim bakımından normal lenfositlerden çok farklı değillerdir.
KLL de lenfositler görünüşte normal biçimde olmalarına karşın, işlevsel açıdan normal lenfositlerden farklıdır.
Kemik iliğinde lenfosit egemenliği belirgin denebilecek ölçüdedir. Hastalık ilerledikçe lenfositler giderek çoğalır ve normal kemik iliği dokusuna tümüyle yerleşerek buradaki sağlam dokunun azalmasına neden olur. Bununla birlikte kansızlık ile genel dolaşımda granülosit ve trombosit azalması görülür.

Alevlenme ve gerileme dönemleri ile kronik bir gidiş gösteren KLL, olguların çoğunda çok yavaş ilerler. Hastalığın tanı öncesinde bazen hiç belirti vermeden uzun zaman varlığını sürdürmesi ve 10-20 ya da 25 yıl yaşayan hastalar bilinmesi, KLL nin sanıldığından daha yavaş geliştiğini düşündürmektedir. Yine de hastalığın çok değişik bir gidiş gösterdiği unutulmamalıdır. Sık rastlanan ve orta şiddette seyreden hastalık biçiminin yanı sıra iyi ve kötü huylu KLL de bilinmektedir.
Genellikle ileri yaşlarda rastlanan iyi huylu KLL, yıllarca belirtisiz seyredebilir; lenf düğümünde hafif büyüme, her zaman gözlenmeyen dalak büyümesi, genel durumun iyiliği ve lenfosit egemenliğinde akyuvar artışı dışında normal görünen kan tablosu, hastalığın iyi huylu biçimine özgü bulgulardır. Kötü huylu biçimlerde ise dalak ve lenf düğümlerinde hızlı büyüme, ilk evreden başlayarak yüksek ateş, genel durumda hızlı bir bozulma, erken dönemde kansızlık ve trombosit sayısında azalma görülür. Ama bu hızlı gelişim kötü huylu hastalığın kendisinden çok, hastalığa geç tanı konmuş olması ile de açıklanabilir
KLL tedavisi de dalağa ışınım verme ve ilaç tedavisinden oluşur. Ayakta uygulanabilen ilaç tedavisine günümüzde daha çok başvurulmaktadır.

 Çocuk gelişim basamakları:

Bir düşünürün dediği gibi: "..çocuklar doğduklarında kile benzer, ne şekil verirsek onu alırlar..." Çocuklarımız bizim geleceğimizdir, onlara ne verirsek onu alırız. 0 - 3 Ay MOTOR GELİŞİMİ Yeni doğan bebek karnından tutularak havada tutulduğunda başı öne düşer, Beşikten kaldırıldığında baş desteklenmezse gevşek kalır ve düşer, Yüzükoyun bırakıldığında başını sağa ya da sola çevirebilir, Kol ve bacaklarında ani hareketler ve duruş değişiklikleri gösterir, Oturur konuma geçirilmeye çalışıldığında başı belirgin bir biçimde geride kalır, Avuçlarında ve elinin tamamında yakalama refleksleri görülür, 1.ayında çenesini yerden ve yataktan kaldırabilir, 2.ayında yakınındaki nesnelere uzanır, Kollarını simetrik olarak sallayabilir, Başı çok az geride kalır ya da hiç kalmaz, Yüzükoyun konumda önkollarından destek alarak başını ve üst göğsünü iyice yukarı kaldırabilir, ALGISAL GELİŞİMİ Yeni doğan bebek görme alanı içindeki parlak cisimleri fark edebilir, Yeni doğan bebek anne sesini diğer seslerden ayırt edebilir, Yeni doğan bebek sese tepki verir ve başını sesin geldiği yöne çevirebilir, Yeni doğan bebek dört basit tadı(tatlı, ekşi, acı, tuzlu) algılayabilir, 1-2 haftalık bebek annesinin ten kokusunu diğer kokulardan ayırabilir, 3.haftadan itibaren meme emerken annesinin yüzünü incelemeye başlar, 2.ayında annesinin yüzünü diğer yüzlerden ayırabilir, Yavaş hareket eden bir nesneyi takip eder, 2.ayın sonunda sadece annesinin memesini emer, 3.ayında objenin nerede olduğu ile değil ne olduğu ile ilgilenir, Çevresine bakabilmek için başını amaçlı olarak çevirir, Yüzü önünde kendi elleri ve parmaklarıyla oynar, Kendisiyle konuşulduğunda bazen de yalnızken zevkle kendi kendine sesler çıkarır, Sesin kaynağını aramak için başını sağa sola hareket ettirebilir, DİL GELİŞİMİ Yeni doğan bebek ağlarken, kısa ve derin soluklar alırken konuşmanın temelini oluşturur, Ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli çene ve dil hareketlerini tekrarlayarak ses ve solunum düzenleme becerisi kazanır, 2.ayın sonundan itibaren daha az ağlamaya başlar, Rahat ve hoşnut durumlarında kumru gibi sesler çıkarır, SOSYAL GELİŞİMİ Yeni doğan bebeğin yüz ifadesi belirsiz ve anlamsızdır, 5-6 haftalıkken sosyal gülümseme ve tepki biçimindeki sesli ifadeleri gelişir, 3. aya doğru tanıdık durumlara tepki vermeye başlar. Yemek, banyo, vb. gibi faaliyetlere ilişkin hazırlıkları fark eder ve tepki verir, 3 - 6 Ay MOTOR GELİŞİM Sırtüstü konumdayken ayaklarına bakmak için başını kaldırabilir, Destekle oturur ve çevresine bakmak için başını bir yandan öbür yana çevirebilir, Bacaklarını birbiri ardına hareket ettirerek güçlü tekmeler atabilir, Yüzükoyun durumda sırtüstü konuma; sırtüstü konumdan yüzükoyun duruma geçebilir, Sert bir zeminde ayakta tutulduğunda ağırlığını ayaklarına verip etkin bir biçimde aşağı-yukarı zıplar, ALGISAL GELİŞİM Gözler birlikte hareket eder, 15-30 cm yakınlığındaki nesnelere dikkatle bakar ve aynı anda onları tutabilmek için ellerini uzatır, 3m uzaklıktaki topların yuvarlanışını izler, Oyuncağını bir elinden diğerine geçirebilir, Avuçlarıyla kavrarken bütün elini kullanır, Anlamlı bir ilgi ve dikkatle yetişkinin odada yaptıklarını izler Hangi sesin kime ait olduğunu bulabilir, DİL GELİŞİMİ Şarkımsı ya da tek ve iki heceli ifadelerle hoş ve uyumlu sesler çıkarır, Kendi kendine neşe çığlıkları atar, 'Ba da', 'ba ga' gibi iki sesli sözcükleri ayırt eder, SOSYAL GELİŞİM Bu dönemde eline aldığı her şeyi ağzına götürür, Kendisine çıngırak verildiğinde hemen elini uzatır ve ses çıkarması için anlamlı bir biçimde sallamaya başlar, Yabancılara yakın davranır ama zaman zaman özellikle annesi yanında olmadığında hafif bir utangaçlık ve endişe gösterebilir, 6 - 9 Ay MOTOR GELİŞİMİ Desteksiz olarak 10-15 dakika oturabilir, Dengesini yitirmeden yerde duran oyuncağını almak için öne doğru eğilebilir, Yerde yuvarlanarak bedenini bir yandan diğer yana döndürerek ya da kıvrıla kıvrıla ilerler, Emeklemeye çalışır, Desteği tutarak ayağa kalkabilir ancak tekrar yere oturamaz, geriye doğru düşüp yere çarpar, ALGISAL GELİŞİM İnsanlara, nesnelere ve çevresinde olup bitenlere görsel açıdan büyük ilgi duyar, İşaret parmağını kullanarak daha uzaktaki nesneleri gösterebilir,, Oyuncağını durduğu yerden alır ama kendi istemiyle yere koyamaz, Bir bölümü gizlenmiş oyuncağını bulabilr, DİL GELİŞİMİ İlgi çekmek için bağırır, 'Hayır' ve 'güle güle' sözlerini anlar, Oyunumsu sesler çıkararak yetişkinleri taklit edebilir, Tek heceli sözcükleri sıkça kullanır, Müzik oyunları oynayabilir; basit hayvan seslerini taklit eder. Örn. 'möö', 'miyav', 'havv' gibi, 'Baba', 'dede' gibi heceleri birleştirebilir, SOSYAL GELİŞİMİ Yabancılarla tanıdık kişiler arasında belirgin bir biçimde ayrım yapar, Kızdığında ya da herhangi bir şeye karşı koyduğunda bu durumdan hoşnutsuzluğunu belirten sesler çıkartır, Çıngırağını sallayarak veya masaya vurarak zil çalma eylemini taklit eder, BİLİŞSEL GELİŞİMİ Nesnenin sürekliliğini anlar, Saklanmış olan nesneleri aramaya başlar, İlk kez tümüyle zekalı davranışlar gösterir, Amaçlı eyleme geçer; engeli kaldırmak ya da yolunu değiştirmek gibi, 9 - 12 Ay MOTOR GELİŞİMİ Yerde uzun süreli oturabilir, Yatar konumdan oturur pozisyona geçebilir, Emekler ya da kalçası üzerinde kendini sürükleyerek ilerler, Koltuk gibi bir desteğe tutunarak ayağa kalkıp tekrar oturabilir, Emekleyerek merdivenlerden yukarı çıkabilir, Tek başına desteksiz yürüyebilir, ALGISAL GELİŞİMİ Oyuncaklarını bilerek düşürür ve yere düşüşlerini izler, Çevresinde ilgisini çeken şeyleri işaret parmağıyla gösterir ve ister, 6m'den veya daha uzaktan kendisine doğru gelen tanıdığı kişileri ayırt edebilir, Her iki elini serbestçe kullanabilir, Üç parmak kavrayışıyla her iki elinde küpler tutabilir, Kendi ismini bilir ve seslenildiğinde doğru yöne döner, Günlük konuşmalarda kullanılan çeşitli sözcükleri anladığını belli eder, Kendisinden istenilen bazı nesneleri yetişkine verebilir. Örn. top,ayakkabı,kaşık vb. DİL GELİŞİMİ Seslerin sayı ve çeşitlerinde gelişme görülür, Gerçek sözcüklerin yerine semboller geliştirerek onları kullanır. Örn. su için du , araba için düt, tren için çuf çuf gibi, SOSYAL GELİŞİMİ Kendi kaşığını tutabilir ama henüz kullanamaz, Giyinirken kolunu ve bacağını uzatarak giydirene yardımcı olur, Kendisine gösterildiğinde küplerini kutunun içine koyup çıkarabilir, Tanıdığı yetişkinin kendisini görebileceği ve duyabileceği bir yerde bulunmaktan hoşlanır, Tanıdıklarına sevgi göstererek yaklaşır, 'Güle güle' anlamında el sallayabilir BİLİŞSEL GELİŞİMİ Yeni araçlar keşfeder, Kendi kendine yemek yeme denemelerine girişir, Tekrarlanan hareketlerde değişiklikler yapmaya başlar, Deneme yanılma yollarını basit olarak kullanabilir,

KİGEM EKİBİNİN �İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ� DİZİSİNİN 2. KİTABI ÇIKTI!

 
 
 

KİGEM EKİBİ �İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ� DİZİSİNİ DEVAM ETTİRİYOR!

KİGEM ile ALFA yayınevi işbirliği yaparak Türkiye�nin pozitif yaşam öykülerini yayınlamaya devam ediyor.

Küçük imkanlarla büyük engelleri aşmış, başlangıçta çevresindekiler tarafından alay edilse de yılmadan hayalinin peşinden koşmuş,azmin gücüyle sıfırdan zirveye çıkmış, okuyana ilham veren insanların öykülerini KİGEM ekibi yazdı, ALFA yayınevi bastı, Mümin Sekman konsept danışmanlığını yaptı. Şimdi dizinin "beyin gücüyle başaranları" anlatan 2. kitabı da çıktı. 11 haziran 2007 den itibaren kitapçılarda.

Dizinin konsept danışmanlığını Mümin Sekman yaptı ve dizinin ilk kitabı 1 aralık 2006 da yayınlandı. İnsan İsterse dizisi, büyük hayallerini iç güçleriyle gerçekleştirmiş insanların öykülerini dizi halinde anlatmaya devam edecek.

DİZİDE KİMLER ANLATILIYOR?

Dizide küçük imkanlarla, büyük engelleri aşıp, başarılı sonuçlar almış insanların öyküleri yer alıyor. Bu kişiler kitapta şöyle anlatılıyor.

Büyük hayalleri, küçük hayatları vardı.
Hayallerinin verdiği umutla yola çıktılar.
Başlangıçta tek sermayeleri cesaretleriydi.
Paraları yoktu. Çevreleri yoktu. Zorluk çoktu.
Çevredekiler �senden birşey olmaz� derken,
Küçük imkanlarla, büyük engelleri aştılar.
Çoğu kez yenile yenile yenmeyi öğrendiler.
Omuzları yerçekimine yenik düşse de bazen,
Yılgın, yorgun, yalnız olsalar da bazen,
Yenilmediler. Pes etmediler. Başardılar.
�İnsan isterse�, ama gerçekten isterse,
hayata en çok istediğini yapar dedirttiler!

İnsan isterse cenneti cehenneme,
cehennemi de cennete çevirebilir.
Sophokles.


İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ-2 DE KİMLER VAR?

İnsan İsterse�nin 11 haziran 2007 da dağıtılmaya başlanan 2. sayısı beyin gücüyle başaranları anlatıyor. İşte ikinci sayının arka kapak yazısı:

Sıfırdaydılar, zirveye çıkmak istiyorlardı, başlangıçta tek sermayeleri beyinleriydi. Çok fazla okudular, herkesin iki katı düşündüler, beyinlerini büyüttüler. Sonra kafalarını kullanarak hayallerini gerçekleştirdiler. Mirasla değil, beyin gücüyle başaranların öyküsü İnsan İsterse�de�

�Evlilik dışı bir ilişkiden istenmeyen çocuk olarak doğan zenci bir çocuğun, Missisipi�deki bir domuz çiftliğinden Time dergisinin kapağına uzanan hayatı. ABD�de başkandan bile daha güçlü kadın seçilen Oprah Winfrey�in öyküsü ve başarı için 50 önerisi Türkçe�de ilk defa�

�Türkiye�nin ilk özel bankasını kuran Kazım Taşkent�in inanılmaz mücadele öyküsü ve başarı için 100 önerisi�

�15 yaşındayken Türkiye�ye ilk Avrupa Satranç şampiyonluğunu getiren Kübra Öztürk�ün varoşlardan şampiyonluğa uzanan ilginç öyküsü�.

�Hakkari sokaklarında kurduğu hayalinin peşinden koşup dünyada 8 milyon kişiye Anadolu Ateşi�ni izleten Mustafa Erdoğan�ın öyküsü ve başarı önerileri�

�Orta okulu bile olmayan bir yerde doğup, 70�e yakın şubesi olan 20 den fazla eğitim kurumunun sahibi olan Fethi Şimşek nasıl başardı?

�Zirai tarım aletleri gibi �erkek egemen� bir sektörde, yöneticisi olduğu şirketi kısa sürede sektörün en büyüklerinden yapan Funda Başman nasıl başardı?

�İş ilanı için gittiği şirketin sahibi olmayı kafasına koyan Murat Akdoğan, kendi işinin sahibi olma hayalini nasıl gerçekleştirdi?

�Mersinde bir köyde keçi çobanlığı yaparken dinlediği radyo programıyla hayatı değişen çoban Ahmet nasıl reklam ajansında çalışmaya başladı?

�Aile şirketinde çalışmak yerine kendi öyküsünü oluşturmayı seçen Ali Sabancı, neden böyle yaptığını ve hayalini nasıl gerçekleştirdiğini anlattı�

�Tifüsten kaybettiği ağabeyinin acısıyla doktorluğu seçen, Lice�den yola çıkıp ABD�de �beynin piri reisi� unvanını alan Gazi Yaşargil nasıl azimle zirveye çıktığını anlattı�


İNSAN İSTERSE�NİN BİRİNCİ SAYISINDA KİMLER VAR?

İnsan İsterse�de ilham veren insan öyküleri anlatılıyor. Sıfırdan zirveye büyük engelleri aşarak gelmiş insanlara da, sıradan biri olarak yaşarken sıra dışı bir iş başarmış kişilere de yer veriyor. Bu sayıda kimler var?

Geçirdiği çocuk felci nedeniyle iki bacağını kaybetti. İlk cümlesini 7 yaşına kurmaya başladı. Bir gün kendisiyle yüzleşti ve bir başarı yemini etti. �Topal Seyfettin�in engelli hayat koşusu�

Tek istediği senarist olmaktı ama kendini kabul ettiremedi. Yapımcı oldu. Yine kabul edilmedi. Evdeki çatal bıçak ve masa örtüsünü kullanarak bir dizi çekti. Sonra ne mi oldu?

Üniversiteye hazırlanıyordu. Görme özürlüydü. Rakipleri interaktif CD�lerle hazırlanıyorken, o kitap bile bulamıyordu. Bir baba ile oğlunun çok anlamlı bir başarı hikayesi�

Bir mağazada müşteri temsilcisiydi. Tek istediği şarkı söylemekti. Sezen Aksu�yu 6 ay oyunca aradı, dönen olmadı. Bunun üzerine bir plan yaptı. Bu sanatçı kimdi ve hayalini nasıl gerçekleştirdi?

Liseden sonra okumasına izin verilmedi. Sürekli güzel kız kardeşiyle kıyaslandı. Bir gün çok aşağılandığında kaktı ve dedi ki, �Ben az önce bir yemin ettim. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.� Sonra kim mi oldu?

Okul hayatını ilk okulda noktalayıp, hayat okulunda başarıyla yükselen, bugün 50�yi aşkın şirketle 108 farklı ülkeye mal satan bir işadamının zirveye �zorlu� çıkış öyküsü�

İstanbul�a geldiğinde bir arkadaşına ait bir oda bir salonu olan bir evde kalıyordu. Üç yıl içinde gayrimenkul sektöründeki başarılarıyla ABD�de ödül aldı. Bir girişimcinin İstanbul�u yenme öyküsü�

40 yaşında Türkiye�deki tüm kariyerini bırakıp ABD�de yaşamaya giden bir mühendisin, �Amerikan mucizesi� ile �müthiş Türk� karışımı bir yükseliş öyküsü�
Evdeki gaz lambasının yakıtı bitince sokak lambasında ders çalışan Yozgatlı bir öğrencinin adalet Bakanlığına yükseliş öyküsü�

11 yaşında İstanbul�da parasız yatılı okulda tek başına kalarak başladığı hayat mücadelesinde, sıfırdan sanat dünyasının zirvesine çıkan çıplak ayaklı, kızıl saçlı, bir entelektüel sanatçının öyküsü�

Kitapta ayrıca azmin zaferine örnek bilgelik belgeleri ve Mümin Sekman�ın "öyküsü yazılmaya değer bir hayat yaşamayı" anlattığı kapsamlı bir makalesi yer alıyor.

İnsan İsterse-1 yayınlandıktan sonra birkaç ay içerisinde 10. baskısını yaptı.

İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFER ÖYKÜLERİ DİZİSİNE NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?

Uzman gazeteci ve yazarlardan oluşan KİGEM ekibinin hazırladığı bu dizi ALFA yayınları tarafından basılıyor. Türkiyedeki tüm büyük kitapçılar ve marketlerde satılıyor.


Anadoluda yaşayıp da kitaba ulaşmakta sorun yaşayanlar iki yolu kullanabilir. 1. kitapçıya parasını önceden ödeyip getirtmesini isteyebilir.
2.İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 daha ucuza) alabilir. Aşağıdaki kitap satan sitelerden birinden kitabınızı alabilirsiniz.

www.alfakitap.com
www.ideefixe.com
www.kitapyurdu.com

Çok sayıda insanın "azim veren bilgi"ye fiyat engeline takılmadan ulaşmasını sağlamak için kitap 5 YTL ye satılıyor. Hayatın engellerinin nasıl aşılacağını anlatan bir kitaba, insanların fiyat engeli yüzünden ulaşmasına göz yumamazdık.



BU KİTAP DİZİSİ KİMİN İÇİN HAZIRLANIYOR?

Eğer bugün zirvede olan insanların, bir zamanlar sizin şartlarınızda yaşadıklarını görüp, o insanların imkansızlıklar içinde yaşayı bugün sizin gözünüze aşılmaz görünen engellerin üzerinden nasıl aştıklarını "yaşanmış" öykülerle öğrenmek isterseniz, İnsan İsterse sizin için.

Hayattan istediğini almak isteynler için, başarının kendi içinde "ukde" olarak kalmasını istemeyenler için, çevresindekilerin onu tanımaktan gurur duyacağı bir iş başarmak isteyenler için, beynini pozitif başarı öyküleri ile beslemek isteyenler için bu dizi hazırlandı.

DİZİNİN KONSEPT DANIŞMANI MÜMİN SEKMAN�IN KİTAPTAKİ SUNUŞUNDAN BİR KESİT

Nobel ödüllü idealist doktor Dr. Albert Schweitzer der ki �Herkesin hayatında bir an gelir, içindeki ateş söner. Sonra, bir başka insanla karşılaşınca alevlenir. Hepimiz içimizdeki ruhu yeniden tutuşturan o insanlara müteşekkir olmalıyız.�

Bize içimizdeki �tam olarak keşfedebilmiş olsaydık, kendimizi oldukça şaşırtacağımız� o potansiyeli gösteren, insan olmanın görkemini yansıtan öykülerin sahiplerine saygılarımızı sunmak, onların başarılarının �görülmesini� sağlamak ve onlardan ilham alınması için bu diziyi hazırladık.

İnsan isterse�den ne mi istiyoruz?
İnsan İsterse dizisinin Türkiye�nin başarı öyküleri antolojisi olmasını çok istiyoruz. Yıllarca devam edip, yüzlerce sayı yayınlayıp, bir klasik olmasını hayal ediyoruz. Duygusal uzaktan kumanda makinesi olsun, okurun ruh durumunu anında negatiften pozitife değiştirsin istiyoruz. Yılgın Türkleri çılgın Türklere çeviren bir tür "moral küpü" olsun istiyoruz.

Başarılı olmak isteyenlerin çok severek okuduğu, büyük bir iş başarmış insanın kendi öyküsünü görmekten sevinç duyduğu bir tür kitap-dergi olmasını hayal ediyoruz.

Bir gün sizin de öykünüzü yayınlamak dileğiylEe.

Siz de bir düşünün, �insan isterse� dizisinde sizin de başarı öykünüze yer verilseydi neler hissederdiniz?

Siz yazılmaya değer şeyler başarın, biz bu yaşanmaya değer öykünüzü yazalım. Bundan büyük bir onur ve sevinç duyarız. Madem okurumuzsunuz, size biraz torpil yapalım!

Sıfırdan zirveye uzanan, öyküsü yazılabilir bir başarıda üç şey çok önemli:
Hayata başladığınız yer ile şu an bulunduğunuz yer arasında fark olmalı. Ne kadar dipten başlarsanız, bulunduğunuz yer o kadar �karizmatik� görünür. Zirveye çıkan herkesin değil �sıfırdan� zirveye çıkanların öyküsü yazılır.
Önünüzde engeller olmalı. Yürüdüğünüz yolda engel yoksa, o yolun sonuna kadar herkes gidebileceği için, o yolun sonuna gitmiş olmak bir başarı değildir. Engeller öyküsü yazılacak olanları, olmayanlardan elemeye yarar. Engellerinizi sevin ve koruyun. Onlar yüzünden değil, onlar sayesinde başarılı olacaksınız. O engelleri aşmak için bulamayanlar var!

Başlangıçta maddi imkanlarınız kıt olması da tercih edilir. Büyük paranız olursa, bu parayla bir şeyler başarırsanız, bu sizin değil o paranın başarı öyküsü olur!

Gördüğünüz gibi, zirvedeki birinin çocuğu olarak �zirvede doğanlar�, öyküsü yazılmaya değer bir iş başarmak için en şanssız insanlardır! Sıfırdan zirveye gelebilmek için, önce sıfırda doğabilmek gerekir, Rahmi Koç�un bu kitaba girmek için ne kadar "dezavantajla" doğduğunu düşünebiliyor musunuz?

�İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri� bir kitap dizisi olarak planlandı. İnsan isterse�de yeni öyküler anlatılmaya devam edecek.

İNSAN İSTERSE’NİN GELECEKTEKİ SAYILARINDA "İNSAN İSTERSE" DİZİSİNİ OKUYUP "KAYDA DEĞER" BİR İŞ BAŞARMIŞ OKURLARIN ÖYKÜLERİNE DE YER VERİLECEK!
Gelecek ve kişisel gelişim,Kisisel Gelisim Dunyasi,Kendini Gelistir Bireysel ,Bilgi Bankası,bilişsel gelişim, çocuğun çevresindeki bilgileri ,Gelecek ve kişisel gelişim,Kisisel Gelisim Dunyasi,Kendini Gelistir Bireysel ,Gelisim kisisel,Kişisel Gelişim İmaj ve Kariyer , Kişisel Gelişim Dünyası ,Beyin Gücü,Kariyer Rehberi,Yabancı Dil Bilgisi,Ataleti Yenmek,Kişisel İmaj,Geliştirilen Kitaplar,Başarılı Öğrenci Güçlü Hafıza,Motive Olmak,İnsan İlişkileri,Özgüven Geliştirme,Motivasyon Mesajı,Kişisel Gelişim ingilizce öğrenen insanların yaşadığı en büyük sorunlardan birisi de hiç farkedilmese de Türkçe dilbilgisi eksikliğidir. Ana dilini iyi tanımayan, kelime, cümle yapılarını bilmeyen bir kişinin yabancı bir dili öğrenebilmesi kıyas yapamıyacağı için zordur, Sitemizde ders anlatımlarında nesne, fiil, eylem,gereklidir